Türkiye (İzmir) İktisat Kongresi-Türk Ulusuna Özgü, Bağımsız bir Ekonomik Model

Güncelleme tarihi: 17 Tem 2021

Türkiye (İzmir) İktisat Kongresi-1923,

Mehmet Öge 2021-05-19 22:39

Tarım ve sanayi sorunları, ticari örgütlenmeler, işçi hakları, eğitim ve sağlık, sermaye birikimi ve mali yapılanma, maden, ormancılık, ulaşım, kambiyo ve borsa, gümrükler, korumacılık ve teşvikler gibi konularda dört kesimi de ilgilendiren, liberalizmin ruhunu aykırı kararlar alındı.

Bilinmeli ki kongrede ve sonraki uygulamalarda izlenen kalkınma yolu; özel girişimciliğe yer veren ancak kapitalist olmayan, devletçiliği öne çıkaran ancak sosyalist olmayan, yabancı sermayeye ancak ülke kurallarına uymak kaydıyla ölçülü izin veren, Türk ulusuna özgü, bağımsız bir ekonomik modeldir. 17 Şubat - 4 Mart 1923 tarihleri arasında, İzmir’de bir ekonomi kongresi düzenlendi. Türkiye’nin her bölgesinden seçilen sanayici, işçi, tüccar, çiftçi kesimlerini temsil eden 1135 delege katıldı. Tarım ve sanayi sorunları, ticari örgütlenmeler, işçi hakları, eğitim ve sağlık, sermaye birikimi ve mali yapılanma, maden, ormancılık, ulaşım, kambiyo ve borsa, gümrükler, korumacılık ve teşvikler gibi konularda dört kesimi de ilgilendiren, liberalizmin ruhunu aykırı kararlar alındı. Toplam 288 maddeden oluşan kararlar, hükümete iletildi. Kararlar, düzenli programlar halinde uygulandı ve Kemalizm’in 1938’e dek süren 15 yıllık iktidar döneminde temel devlet politikası haline getirildi. Kongrenin niteliği ile ilgili çeşitli akademisyen ve aydın çevreden pek çok yanıltma, çarpıtma ile yurtsever yanılma vardır: "*Cumhuriyetçi kadronun aslında devletçi olmadığı, *Devletçiliğin 1929 buhranının zorlamasıyla başladığı, *Liberal politikaların 1929’a kadar istekle sürdürüldüğü, *Atatürk’ün kongre açılış konuşmasında yabancı sermayeye hoşgörülü konuştuğu, *Chester imtiyazını bir emperyaliste veren 1.Meclis’in aslında antiemperyalist olmadığı, *Lozan görüşmeleri kesildiğinde, liberal mesajlarla kongrenin acilen başlatıldığı…" gibi tezlerle liberalist çarpıtmalar bugüne kadar pek çok kez dile getirilmiştir. 20. yy’ın başlarındaki tarihsel koşulları bilmeyenler, kasıtlı olarak bugünden bakarak o dönemi yargılayıp, ulusumuzun bireylerini zehirlemektedirler. Oysa devrimin uygulama sürecinde "Liberalizm" ömrünü doldurmuş, artık tekelcilik egemen olmuştur. Buna karşın Türkiye’de sermaye birikimi oluşmamış, sanayi üretimi başlamamış, işçi ve işveren sınıfları ortaya çıkmamıştır. Bu nedenle liberalizm, kalkınma yöntemi olamazdı. Lozan’dan itibaren anlaşma gereği 5 yıl sürdürülen ve 1929’da sonlanan “Gümrük Ayrıcalıkları” liberal politikalar olarak algılatılmaktadır. Hatadır. Amerika’ya verilmek istenen Chester İmtiyazı, Birinci Büyük Savaş’ın galipleri olan İngiliz ve Fransız’ın dayattığı Osmanlı’dan kalma imtiyazları ortadan kaldırmak için kurucularımızın emperyaliste karşı öne sürdüğü güçlü bir silahtır. Batı’yı Batı’ya karşı onun silahlarıyla oynamanın zekice bir girişimidir. Nitekim 18 Aralık 1923’te iptal edilmiştir. İmtiyaz Sözleşmesinin imtiyaz olmadığını anlamak için sadece maddelerini okumak yeterlidir. Bilinmeli ki kongrede ve sonraki uygulamalarda izlenen kalkınma yolu; özel girişimciliğe yer veren ancak kapitalist olmayan, devletçiliği öne çıkaran ancak sosyalist olmayan, yabancı sermayeye ancak ülke kurallarına uymak kaydıyla ölçülü izin veren, Türk ulusuna özgü, bağımsız bir ekonomik modeldir. Sonuç; Kongre sonuç metninde yer alan; tamamen yerli sermayeye terkedilecek işlerin belirlenmesi ve buralara yabancıların karışmamasının temini, kanunen Türk addedilmeyen şirketlere ayrıcalık verilmemesi/Türk şirketlerine verilen teşviklerden yararlanamamaları/hükümetle hiçbir sözleşme yapamamaları, tekelci oluşumlara izin verilmemesi, yurt içinde bolca yetişen ürünlerin işlenmeden yalnızca ham madde olarak ihracatının engellenmesi, Aşar vergisinin kaldırılması vb. maddeler, yabancı sermayenin tekel oluşturamamasının ve ülke yasalarına uyarak kaynakları sömürememelerinin istendiği görülecektir. Bu yaklaşımın Liberalizm ile karşıtlığı açıktır. Doğaya aykırı olan şey şudur: Kurucu kadrosunu iktisaden liberal bilip, siyaseten antiemperyalist tanımlamak eşyanın tabiatına aykırıdır. Bu Mustafa Kemal'i anlamak değil kafa karışıklığıdır.

Mehmet Öge 2021-05-19 22:39 Kaynaklar: - Metin AYDOĞAN, ÜLKEYE ADANMIŞ BİR YAŞAM - Atatürk ve Türk Devrimi, Sf: 267-328 - N. İlter Ertuğrul, Devletçiliğin Ayak İzleri, Telgrafhane Yayınları - Prof. Dr. Afet İnan, İzmir İktisat Kongresi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1989