top of page

After Libya, which country is next?

Güncelleme tarihi: 11 Haz


Nihat Yalçındağ, June 8, 2021 It can be read in 5 minutes.




The Rand Corporation published an assessment of the Libyan war in 2015.

They organized military and civilian opposition groups within Libya for years. Once the opposition organization reached a certain physical strength, they instigated an internal rebellion in Libya. They used the opposition as their own ground forces.

In 2011, very intense air strikes were carried out against Libya under the leadership of the USA, and the country's government was forcibly changed. Afterwards, according to OPEC data (1), the world's 7th largest source of crude oil was seized by Western countries.

The US and its allies did not use ground forces in the Libyan war.

They organized military and civilian opposition groups within Libya for years. Once the opposition organization reached a certain physical strength, they instigated an internal rebellion in Libya. They used the opposition as their own ground forces.

They launched airstrikes with multinational forces against targets that the opposition wanted struck. They used power-worshipping, pro-Western collaborators as if they were their own ground armies.

Highly advanced aircraft and sophisticated smart bombs were used. Gaddafi's supporters' resistance was broken in a shorter time than expected. This was because the air strikes were very precise and ruthless, and there was a well-equipped, collaborating military and political force inside the country that knew the region well.

It is now a widely known fact that global corporations, particularly oil companies, resort to violence to achieve their interests, and that Western countries shamelessly shed blood by using their armies for this purpose.

This is not the topic I wish to bring to your attention. I would like to share my assessment on several other, equally important issues.

The well-known institution called 'Rand Corporation', known to many people, published an assessment of the Libyan war in 2015.(2)

The Rand Corporation is ostensibly a think tank.

In reality, it is a "Belief Formation" (Psychological Warfare) center that directs the opinions and beliefs of targeted groups of people in line with the objectives of global corporations. In today's world, this method of warfare is far more effective than imagined and is widely used by global corporations.

The Rand Corporation, in its assessment of the Libyan war, aims to promote certain viewpoints, shape beliefs, and intimidate its opponents.

Some of the findings made in the relevant assessment are as follows:

"The war was fought very cheaply and efficiently."

"The political support given by the Arabs to the rebels in Libya has been a STRATEGIC contribution."

"The United Nations' approval of the war led many states to join it."

- "The 'Libya Model,' which involves using local ground forces while only providing air support, has proven to be a very powerful and effective method, but using this method in different countries may not be as easy as it was in Libya."

The recommendations made in the relevant assessment are as follows:

-“ NATO ülkeleri arasında, birlikte çalışma becerilerini geliştirin, gelecekteki bazı girişimlerde oyuncuların listesini tahmin etmenin zor olacağına hazırlıklı olun.”

-“Önemli müttefiklerin beklenmedik yokluğuyla başa çıkmaya hazırlanın.”

-“Yerel güçlerle işbirliği için yeteneklerinizi geliştirin.”

Değerlendirmenin sonlarında şu şekilde bir saptama var;

“Çin ve Rusya ister kabul etsin ister kabul etmesin Birleşmiş Milletlerin 1973 sayılı Libya hakkındaki kararı Libya’daki yönetim değişikliğine giden yolun kaldırım taşlarını döşedi ve NATO üyesi olmayan ülkelerinde savaşa katılmasını sağlayarak yakın gelecekte benzer sorunlu ülkelere yapılacak askeri saldırılar için tırmanıp aşamayacakları bir engel yaratmıştır.”

Bütün bu değerlendirmeler okunduğunda “Rand Corporation” nesnel saptamalar yapıyor kanısına varılabilir. Bazı saptamalar doğrudur ve nesneldir, ancak eksiktir bazı saptamalar da kasıtlı olarak yanlış yapılmıştır. Çünkü

1. Batılı ülkeler kaynak sıkıntısı yaşanmaktadır.

Libya savaşının çok az parasal harcama ile yapıldı doğrudur. Ancak bu onlar bir seçim değil zorunluluktur. Çünkü ABD’nin tüm dünya üzerindeki savaş harcamaları ülke ekonomisinin karşılayamayacağı boyutlara ulaşmıştır. Bu nedenle askeri saldırılara ayıracağı kaynak çok kısıtlıdır.

Irak ve Afganistan’da izlenen şımarık askeri işgal yöntemi kendilerine çok pahalıya mal olmuştur. Yokedilen şehirlerin yeniden inşa edilmesi, gereksiz yere yok edilen insan gücü ve düşmanlaşmış insan gücünün işbirlikçiler durumuna getirilmesi büyük parasal harcamalara ve zaman kaybına neden olmuştur.

Bu düşünce kuruluşu Libya hakkında yayınladığı bu belge ile “yerel kara kuvvetlerini kullanma yöntemini” akıllıca bir seçim gibi sunmaktadırlar. Oysa gerçek bu değildir. Uyguladıkları bu yöntem bir zorunluluktur. Çünkü küresel şirketlerin batılı ülkelerin kara kuvvetlerine ayıracakları kaynakları sınırlı ve neredeyse yetersizdir. Gelecekte içinde bulundukları bu sıkıntılı durum daha da derinleşerek kötüleşecektir.

Uçuş maliyetleri çok yüksek olan gelişmiş pahalı uçaklar yerine insansız hava araçlarının yaygın bir şekilde kullanılmasının ana nedenlerinden biri de yine yaşanan kaynak sıkıntısıdır.

2. Birleşmiş Milletler batı ile doğu arasındaki çatışma alanlarında istediği gibi kararlar alamaz.

Birleşmiş Milletlerin kararı ile birçok ülkenin savaşa katılması ve Arapların siyasi destek vermesi sayesinde Libya’da yönetim değişikliğin başarıyla yapıldığı düşüncesi de gerçekçi değildir, yönlendirme ve korkutma amaçlı bir değerlendirmedir.

Birleşmiş milletlerin kararı ile birçok devletin ve Arapların desteğinin alıp istediklerini yapabiliyorlarsa neden çok istedikleri halde Suriye hakkında böyle bir karar alamıyorlar? Çünkü Suriye’de süren çatışmanın ana nedeni batı (ABD ve AB) ile doğu (Rusya, İran ve Çin) arasındaki anlaşmazlıktır ve bu anlaşmazlıkta doğunun daha güçlü bir durumda olmasıdır.

Batılı ülkeler Suriye petrolleri ve Katar doğalgazını batının çıkarlarına uygun bir biçimde batıya aktarma çabası içindedir ve onlar için bu aktarım yaşamsal önemdedir. Batı bunu başarabilirse Rusya, İran, Çin ve Türkiye doğrudan büyük zararlara uğrayacaktır. Bu nedenle başta Rusya olmak üzere İran ve Çin bu enerji kaynaklarının batının çıkarlarına uygun biçimde kullanılmasına izin vermemektedir ve vermeleri olanaklı ve olası değildir.

Rusya ve Çin ile büyük mal alım satım ilişkileri olan batılı ülkeler Rusya ve Çin ile karşılıklı bağımlılık içindedirler. Bu ekonomik bağımlılığın bir gereği olarak ne kadar isterlerse istesinler Suriye hakkında Libya’daki gibi bir tutum takınamazlar. Bu nedenlerle ABD Birleşmiş Milletlere doğunun çıkarlarına zarar verecek kararlar aldırması veya alınan kararları etkin bir şekilde uygulaması olanaklı değildir.

3. Batılı ülkelerin işbirlikçi(mandacı) kullanma zorunluluğu giderek artacaktır.

Kendi kara kuvvetlerini kullanacak ekonomik güçleri olmayan batılı ülkeler, kaynaklarına göz koydukları ülkelerde işbirlikçi yerel kuvvetler kullanma yöntemini geliştirerek kullanmak zorunda kalacaktır. Bu onlar için bir seçim değil bir zorunluluktur. Türkiye’de Fetö’nün askeri ve siyasi olarak bu amaçla kullanılmaya çalışılması bunun somut bir örneğidir.

Bu bakış açısıyla Türkiye’de aydınlar Fetö benzeri işbirlikçi tutumları erken saptamalı gelişimine izin vermemek için her türlü yasal girişimi hemen başlatmalıdır.

Bunun yanında Türkiye’deki yurtseverler HDP,PKK,PYD,YPG gibi unsurların Libya örneğinde kullanılan “yerel muhaliflerle” tam bir benzerlik içinde olduğunu görmelidirler. ABD’li yetkililerin “PYD ABD’nin kara gücüdür” açıklaması, PYD/PKK ya 33 bin tır silah gönderilmesi(3) bu durumun somut kanıtlarıdır.

Batılı istihbarat örgütleri barış, demokrasi, insan hakları, kardeşlik, sivil toplum gibi güzel sözleri ve değerleri sömürerek işbirlikçi unsurlara dolaylı destek arayışlarına girişecektir. Tüm yurtseverler bu konuda duyarlı ve uyanık olmalıdır. Çünkü küresel güçler genel kabul gören değerleri ustalıkla kullanarak yerel işbirlikçiler bulur ve ülkeleri çıkarlarına göre kullanır ya da işgal eder.

Küresel güçlerin geçmişte petrol, kan, gözyaşı, ölüm, daha çok kazanç gibi gerçeği dile getiren sözcükleri kullanarak işbirlikçi buldukları hiç görülmemiştir.

In June 2017, the Commander of the American Special Forces, General Raymond Thomas, gave a speech. In this speech, he reminded the YPG of Türkiye's concerns and said that they "need to change their brand," whereupon the YPG invented the name "Syrian Democratic Forces" and found it clever to include the word "democracy" in the new brand. He stated that the word "democracy" "increased the YPG's public image somewhat" and continued, "They need to work on their own brand. If they continue to stick to the old product, namely the PKK connection, unwanted difficulties will arise in the relationship."(4)

Western countries no longer possess their former economic power. It is certain that they will attempt to replicate the military occupation methods they employed in Libya—which they themselves consider successful—in the future. However, considering the changes taking place in the world, it is equally certain that they will not succeed in this endeavor.


Which country is next after Libya? Nihat Yalçındağ   2021-05-14 16:54


Sources:

Yorumlar


Bilimsel Siyaset Kurultayı

  • Facebook

© 2021 Bilimsel Siyaset Kurultayı, İnternet Yayınları

bottom of page